Borrell: Siyasi soykırım operasyonları kaygı yaratıyor

Borrell, Başur’a işgal saldırılarına yönelik ise ‘uluslararası hukuk ve Irak’ın egemenliğine saygı’ çerçevesinde hareket edilmesini istedi.

Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi çok sayıda parlamenterin Temmuz ayında Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dış ilişkiler ile güvenlik politikalarından sorumlu komiseri Josep Borrell’e yazdıkları mektuba, cevap verildi.

Parlamenterlerin kendisine gönderdikleri mektupta Türkiye’nin barış ve demokrasiye yönelik saldırıları, Kuzey ve Doğu Suriye ile Güney Kürdistan’a yönelik işgal operasyonlarına dikkat çekildiğini hatırlatan Borrell, bu alanların AB tarafından da yakından takip edildiğini yazdı.

‘ENDİŞELERİNİ’ PAYLAŞTI

Türkiye’de temel özgürlükler ve hukuk devletinde geriye gidiş ile insan hakları ihlallerinden ‘duyduğu derin kaygıları’ paylaşan Josep Borrell, Türkiye’deki iç siyasal ve dış politik gelişmelerin takip edildiğini ve bunun AB Komisyonu’nun yıllık raporuna da yansıtıldığını kaydetti. Borrell, her türlü mahkemenin adilce yapılması gerektiğini yazdığı mektubunda, masumiyet karinesinin de korunmasının gereğine vurgu yaptı.

AB’nin seçilmişlerin yerine kayyım atanması ve yüzlerce Kürt siyasetçinin tutuklanmasına karşı anlık reaksiyon gösterdiğini savunan Josep Borrell, “AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) sözcüsünün 18 Mayıs 2020’de de söylediği gibi, Türk otoritelerinin muhalif partilerden belediye başkanlarına yönelik aldığı kararlar derin kaygı kaynağı olmaya devam ediyorlar; özellikle de bu kararlar siyasi motivasyonla alındıkları zaman” diye yazdı. Borrell, söz konusu açıklamada Mart 2019’daki seçimlerden bu yana tutuklanan HDP’liler ile yüzlerce siyasetçinin durumuna da dikkat çekildiğini hatırlattı.

Türkiye’nin ‘terörizmle mücadele’ adı altında yürüttüğü politikalara değinen Borrell, “ancak otoriteler bunu Türkiye’nin anayasası ve uluslararası yükümlülükleriyle kabul ettiği hukuk devleti, insan hakları ve temel haklara saygı çerçevesinde yapılmasını sağlamalıdır. Bu siyasi nedenlerle, çok geniş ‘anti-terör veya kriminal yasalarla’ yapılmamalıdır” diye yazdı.

KÜRT SORUNUNA BARIŞÇIL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇÖZÜM

Borrell, AB’nin seçilmişlere yönelik kayyım atamaları ve tutuklamaların yerel demokrasinin işleyişine zarar verdiğini, bu tür önlemlerin Venedik Komisyonu’nun tavsiyeleri ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı kapsamında alınması gerektiğini ‘açıkça ifade ettiğini’ savundu. Borrell ayrıca, Yüksek Seçim Kurulu’nun 2019 seçimlerinde birçok HDP’linin yerine ikinci gelen AKP’li adayların belediye başkanlığına onay vermesi konusundaki ‘ciddi kaygılarını’ ifade ettiğini tekrarladı.

Kürt sorunuyla bağlantılı olarak güvenilir bir siyasi süreçten yana olduklarını vurgulayan Borrell, bunun barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm için gerekli olduğunun altını çizdi. Borrell, “AB böyle bir süreci desteklemeye hazırdır” dedi.

IRAK’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU

Güney Kürdistan’a yönelik son yıllardaki saldırılarda ‘bugüne kadar olmadığı kadar çok sivil kaybının yaşandığını’ itiraf eden Borrell, “Bu da bununla eşdeğer olarak endişe verici bir gelişmedir” diye yazdı. Irak’ın güvenlik bakımından hassaslığına işaret eden Borrell’in mektubunda devamla Türkiye-Irak iş birliği gibi kirli bir yönlendirmede bulunulması da dikkat çekti.

Mektupta, devamla şöyle denildi: Tüm tarafların uluslararası hukuka uygun, Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam saygı içinde hareket etmeleri önemlidir. AB, Kuzey Irak’taki herhangi bir güvenlik sorunu konusunda Irak hükümeti ile Türk otoritelerinin diyalog ve iş birliğini cesaretlendirir.”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tek yanlı girişimlerinin sınırlandırılmasını isteyen Borrell, AB’nin Türkiye’nin dahil olduğu bir ilerlemenin sağlanmaması halinde sınırlayıcı önlemlerin gündeme gelebileceğini savundu.

TÜRKİYE’YE DEĞER VE İLKELER HATIRLATMASI

AB’nin insan hakları, demokrasi, eşitlik, hukuk devleti ve insan onuru gibi değerler üzerine inşa edildiğini yazan Borrell, bunların toleranslı, kapsayıcı ve çoğulcu bir toplum için vazgeçilmez olduğunun altını çizdi.

Borrell, mektubunu şu sözlerle bitirdi: “AB adayı ve Avrupa Konseyi’nin uzun süreli bir üyesi olarak Türkiye bu değerlere ve ilkelere saygılı olmalı ve de bunun gerektirdiği zorunlulukları yerine getirmelidir. Bunlar, bizim AB-Türkiye ilişkilerine dair çalışmamız için zorunludur.

Son olarak, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’de insan hakları, demokrasi ve hukuk devletinin savunulması ve güçlendirilmesi için yapıcı çabalarına dair çok derin takdirlerimi ifade etmek isterim.”