Erdoğan, Fransa’da da demografiyi değiştirmeye çalışıyor!

Le Marianne dergisine mülakat veren François Pupponi, daha önce Paris’in Sarcelles banliyösünde 20 yılı aşkın bir süre belediye başkanlığı yaptı. Bu bölge yabancıların yoğunlukta olduğu bir banliyö olarak biliyor.

Pupponi’nin, yakın zamanda “Les émirats de la Republique” (Cumhuriyet’in emirlikleri) başlıklı bir kitabı çıktı. Kitapta kendi seçim alanında siyasi İslam’ın artan etkisine tepki gösteriliyor.

‘MİLLİ GÖRÜŞ ERDOĞAN İÇİN AĞLAR KURUYOR’

Kitabında Türk toplumunun Val d’Oise bölgesinde özel bir yere sahip olduğuna işaret eden Pupponi, Marianne dergisine bu özel yeri şöyle ifade etti:

“Yaklaşık on yıl önce, genel olarak, ilde Türk topluluğu yoktu. Sonra, seçilen yetkililer yavaş yavaş Türklerin Goussainville, Garges-lès-Gonesse ve ardından Sarcelles’e vardıklarını gördüler. Yerleşme niyetlerini açıkça gösterdiler. İşletmeler açtılar, iş yerleri, kültürel ve dini dernekler kurdular ve belirli camilerin sorumluluğunu üstlendiler. Sarcelles’de cemaatin gelişini organize eden Erdoğan’a yakın İslam Konfederasyonu Milli Görüş (CIMG)’dir. Liderleri çok aktif, yapılandırılmış ve siyasi İslam’ı temsil ediyor. Şehirde Erdoğan ağlarının kurulmasını teşvik ediyorlar.”

‘ARKASINDA TÜRKİYE VAR’

Pupponi, bu yerleşmenin nasıl finanse edildiğini şöyle anlattı:

“Hepsinin arkasında Türkiye’nin olduğuna dair ısrarlı bir söylenti var. Hiç kanıtım olmadı. Bununla birlikte, size söyleyebileceğim şey, CIMG’nin çok önemli kaynaklara sahip olduğudur.”

‘KİBARLAR AMA KİMSEYİ KANDIRAMAZLAR’

Bu cemaatin Müslüman dindaşları ile ilişkisinin nasıl olduğu sorulduğunda Pupponi şu yanıtı verdi:

“Kibarlar ama kimse kandıramaz. Mağrip toplumu, Müslümanlar da dahil olmak üzere iktidarı ele geçirmeye çalışan Türkiye’nin gelişini hoş karşılamıyor.”

Pupponi, sözkonus cemaatin Türk devleti ile bağlantısı konusunda ise şunları ifade etti:

Size bir örnek veriyorum. Birkaç yıl önce, Fransa’da sahne alan bir Türk şarkıcı, 2007’de İstanbul’da öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink’in suikastçısının dış görüntüsünü geliştirdi. Türk toplumu, Sarcelles’te konser vermesini istedi. Provokasyonun ciddiyeti karşısında bu konseri iptal etme emri aldım. On beş dakika sonra Türk konsolosu protesto için beni aradı. Mahkemede kararıma itiraz ettiler. Kazandım. Bunu başka bir gösteride hiç yaşamadım.

‘KÜRTLER VE ERMENİLERİN OLDUĞU YERLERE TÜRKLERİ YERLEŞTİRMEK İSTİYORLAR’

Neden bu topluluğun Sarcelles bölgesine yerleşmeyi tercih ettiği sorusuna da yanıt veren Pupponi şunları ifade etti:

“Çok basit bir nedenden dolayı. Benim bölgemde Türkiye’den kovulan azınlıklar var: Kürtler, Keldaniler ve Ermeniler. Ankara hükümeti, Fransa’da çok varlık gösteren bu toplulukların, davalarını savunmaları için halkın temsilcilerini etkilediğini çok iyi anladı. Ve bu normaldir. Dolayısıyla Erdoğan’ın stratejisi, Sarcelles gibi şehirlere Türkleri yerleştirerek, strateji değiştirmemiz için bizlere, seçilmiş yetkililere baskı uygulayabilmeyi içeriyor. Reddedersek, bizi kovarlar.”

KARŞI ÇIKAN BELEDİYE BAŞKANLARINI ELEDİLER

Pupponi, “Sizin başınıza da gelen bu muydu?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Evet. Ankara rejimine karşı oldukça sert bir tavır aldığımda bazı toplum liderleri benimle görüşmek istedi. Beni er ya da geç onların arkadaşı olacağım ya da beni kovacakları konusunda uyarmak için. Yaptıkları bu. Benim yerime geçecek olanı, bu insanlarla pazarlık yapmaması konusunda uyardım. O, bu akımla bir anlaşma yaptı ve beni yenmek için kampanya yaptılar. Başardılar.”

Dışlanan tek kişi olmadığını söyleyen Pupponi, şöyle konuştu:

“Son seçimlerde, topluluk belediye başkanı Abdelaziz Hamida’nın Goussainville’i kazanmasına yardım ettiler, Patrick Haddad’ın Sarcelles’i kazanmasına yardımcı oldular ve neredeyse Samy Debah’ın Garges-lès-Gonesse’de başta gelmesine izin verdiler. Bugün, ilde bir dizi belediyede iktidara gelmek üzereler. Belediye seçimlerinden sonra il genel seçimlerinde çok aktif olacaklarını düşünüyorum. Val d’Oise’de, Fransa’nın her yerinde olduğu gibi, ülkemiz siyasetini etkin bir şekilde etkilemeyi ve onun Türk aleyhtarı pozisyonlara sahip olmasını engellemeyi amaçlayan bir lobi kurmaya başladılar.”