Türkiye DAİŞ’ten petrol alıp silah veriyordu

0
113

SEYİT EVRAN

Devlet içi çıkar çatışması ve çeteler arasındaki tercihten dolayı dışlandığı için itiraflarda bulunan Sedat Peker, Suriye’ye silah akışıyla ilgili bir imada bulanarak, daha sonra konuşacağını söyledi. Türkiye-DAİŞ ilişkileri, özellikle DAİŞ’in Kürtlerine üzerine sürülmesinden itibaren biliniyor. DAİŞ’in gelir kaynakları üzerine çalışmalar yapan Dr. Ahmet Yusuf, DAİŞ’in Türkiye’ye verdiği petrolün karşılığında sadece lojistik destek ve geçiş rahatlığı değil, ciddi miktarda silah da aldığını söyledi.

DAİŞ, Irak ve Suriye’de el koyduğu petrolü, en çok da Türkiye ve Türkiye üzerinden başka ülkelere pazarladı. Rusya, Türkiye ile arasında 2013’te ortaya çıkan kriz derinleşince Başûrê Kurdistan ve Cerablus üzerinden sattığı petrolün havadan çekilmiş bazı görüntülerini yayınladı. Rusya Savunma Bakanlığı, bu belgelerin sadece küçük bir kısmı olduğunu, asıl belgelerin ise daha sonra yayınlayacağını açıkladı. Türk hükümeti, Rusya’nın belirlediği çerçeveden Rusya ile anlaşınca geri kalan belgeler, paylaşılmadı. Rusya da etkin olduğu Dêrazor alanında petrol yakalarını elinde bulunduran DAİŞ’in petrol akışını durdurmadı. Petrol kuyularından çıkan petrolün depolanmasından başka tarafa akıtılmasına kadarki alt yapısına herhangi bir zarar verdi. QSD bölgeye operasyon yaparak DAİŞ’i çıkarmaya çalışınca Rusya oradaki alt yapıyı hedef alarak tamamen yok etti. DAİŞ’in ekonomik kaynakları, işgal ettiği alanlardaki ekonomik hacmin ne olduğunu, ele geçirdiği yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını nasıl ve hangi ülkelere pazarladığını Halep Üniversitesi Ekonomik Bölümü’nden Dr. Ahmet Yusuf’a sorduk.

2 TRİLYON DOLARLIK ALAN

DAİŞ’in 2 trilyon dolarlık geliri olan bir alanı ele geçirip denetlediğini, bununla başta Kürtler olmak üzere insanlığa savaş açtığını belirten Dr. Yusuf, “Fabrika, araç ve petrol alanları başta olmak üzere denetimine aldığı alanların ekonomik değeri 2 trilyon dolardı. Suriye petrollerinin yüzde 35’i DAİŞ’in elindeydi. DAİŞ’ın elindeki kaynakları kullanarak yaptığı ticaretle 2014’teki geliri 2 milyar 900 milyon dolara ulaşmıştı” dedi.

DÖRT TEMEL KAYNAK

DAİŞ’in dört temel kaynaktan gelir elde ettiğini, gelirlerinin başında doğal zenginlik kaynakları olan Petrol, gaz, fosfat, çimento ve tarım ürünleri olduğunu belirten Yusuf, “DAİŞ gelirinin ilkini doğal zenginlik kaynakları oluştururken, ikinci büyük gelir kaynağı cezalandırma ve fidyedendi. Devletin envanterinde yer alan çok sayıda silaha el koymak da gelir kaynağı oluşturmuştu. Üçüncü gelir kaynağı tarihi eser kaçakçılığıydı. Bir de dışarıdan kendilerine gayri meşru yollardan gelen yardımlardı. Dördüncüsü vergilendirme ile elde ettiği gelirdi. DAİŞ’in bu dört temel gelir alanları vardı” diye konuştu.

GELİRLERİNİN DETAYLARI

Dr. Yusuf, DAİŞ’in elde ettiği gelire ilişkin şu detayları paylaştı:

“Suriye de DAİŞ 4 tane, Irak’ta da 13 tane petrol yatağına el koymuştu. Günlük olarak 120 bin varil petrol çıkartıyordu. Bu da günlük 2-3 milyon dolar arası gelir sağlıyordu. DAİŞ, 2014’te yıllık olarak fosfat ve kibritten de 310 milyon dolar gelir sağlıyordu. Çimentodan sağladığı gelir, 290 milyon dolardı. Tarım ürünleri gibi kaynaklardan da 320 milyon dolar gelir sağlıyordu.”

GASP, FİDYE, KADIN TİCARETİ

DAİŞ’in el koyma, fidye isteme, kadın başta olmak üzere denetimi altındaki her şeyi pazarlayıp paraya dönüştürme amacıyla çalıştığını vurgulan Dr. Yusuf, araştırmaları sonucu ulaştığı çarpıcı sonuçları şu şekilde sıraladı: “Irak’ın Musul kentini işgal ettiklerinde Irak bankasındaki dövize el koydu. 1 milyar dolar da halkın bankada olan parasıydı, ona da el koydu. Kendilerine göre bir sistem oluşturmuşlardı hakim oldukları yerde ve bu sistem üzerinden gelir sağlıyorlardı. Mesela bir kadının çorap giymemesi, sigara içtiğini tespit edilmesi ve gözlerini kapatmaması durumunda para cezası kesilirdi. Örneğin bir kadının gözlerinin görülmesi durumunda 10 dolar ceza kesilirdi. Farklı ferekanslardaki televizyon kanallarını izleyenlere 50 dolar ve Reqa’dan çıkmak isteyenlerden 800 dolar ceza alınırdı. Trafik ihlali yapanlardan 25 dolar kesilirdi. 2014’te DAİŞ’in elinde olan yerlerde insanları rehin alıp karşılığında fidye alma kirli sistemlerinden 360 milyon dolar gelir sağladı. Çok kirli bir ticaret yürütüyordu. Özellikle kadın ticareti yapması gibi. Esir aldıkları kadınları çarşıda ve internet üzerinden satıyorlardı. Kadın ticaretinde bazen bir kadını başka bir kadınla değiştiriyordu, bazen bir kadını araba ya da silah ile değiştiriyordu. DAİŞ’in 2015’te insan kaçakçılığı, fidye alma, zengin kesimleri haraca bağlama vb. şeylerden edindiği gelir, petrol gelirinden daha fazlaydı. DAİŞ 2015’te fidye olarak 800 milyon dolar elde ederken petrolden 600 milyon dolar elde etmişti.”

EN BÜYÜK TİCARİ ORTAĞI TÜRKİYE

DAİŞ’in en büyük ticaretinin Türkiye ile olduğu, petrol ve diğer doğal zenginlik kaynakları ürünleri göndererek karşılığında silah, lojistik maddeleri alıp savaşçılarının geçişini sağladığını belirten Dr. Yusuf, DAİŞ’in petrol sattığı ülkeler ve Türkiye’ye ilişkin şu çarpıcı verileri paylaştı: “DAİŞ, petrol ihracatını Irak üzerinden Türkiye’ye satıyordu. Bir kısmını Ürdün’e bir kısmını da Suriye rejimine satıyordu. İdlib ve Hama’daki çetelerle buralar üzerinden de ticaret yapıyordu. Bir yandan da Suriye rejimi ve ÖSO çeteleriyle de ticaret yapıyordu. Çok ucuz bir maliyetle de Irak üzerinden İran’a satılıyordu bu petrol. DAİŞ’in en fazla ticaret yaptığı devlet Türkiye’ydi. En fazla petrolü Türkiye’ye satıyordu. Bununla birlikte ihtiyaçlarının büyük çoğunluğunu Türkiye’den karşılıyordu. Bu yüzden Türkiye ile arasında çok büyük bir ticaret vardı. Petrol ticaretinde DAİŞ önemli isimlerinden Razik Madik Meksimov adlı çete başı sorumluydu. Bu kişi Azerbeycanlıydı. Bu kişi, petrolü Türkiye ve Suriye rejimine sattığını itiraf etmişti. Türkiye’ye kadar yer altından 4 bin 800 metre boru döşendiğini ve petrolün bir bölümünü Türkiye’ye bu yoldan aktardıklarını da itiraf etmişti. Buna karşılık da Türkiye, DAİŞ’e lojistik destek sağlıyor ve DAİŞ üyelerini Türkiye üzerinden getirip götürüyordu. MİT TIR’larında çıkan silahlar da bunu gösteriyordu. Türkiye, DAİŞ’in en fazla destekçisiydi hem ticarette hem de lojistik destek sağlamada. Bu durum çeşitli yazılı belge ve videolarla kanıtlandı. Özellikle Kobanê direnişi sürecinde bu ortaklık en üst düzeydeydi.”

ANF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here