Narlıdere Demokrasi Platformu “Geçinemiyoruz” diyerek sokağa çıktı”

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

İzmir Narlıdere Demokrasi platformu Geçinemiyoruz diyerek sokağa çıktı.

“Sermayeye değil emekçiye bütçe”, “Krizin faturası patronlara”, “Hükümet istifa”, “Vergide adalet istiyoruz” sloganları atılırken platform adına açıklamayı Eğitim Sen İzmir 6 No’lu Şube Başkanı Bülent Karakaş okudu.

GEÇİNEMİYORUZ!
Zamlara ve hayat pahalılığına karşı haykırıyoruz!
Olağanüstü zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde Her gece yarın nelere zam gelecek, nasıl
geçineceğiz, kapıya dayanan kara kışı nasıl atlatacağız endişesiyle yatıyoruz.Her sabah
paramızın hem döviz hem de zamlar karşısında adeta pula döndüğünü, yoksulluğun ve
işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Alım gücümüzün düştüğünü her geçen gün çarşıda, ve markette alamadığımız ihtiyaçlarımızdan biliyoruz. İşsizliğin arttığını sağır
sultan bile duydu. Her hanede en az bir işsiz olduğunu görüyoruz.
Ülkeyi yönetenler büyüme rekorlarından, şahlanan Türkiye’den bahsediyor. Bu büyüme
bur avuç sermayedar ve yandaş şirketler için doğru olabilir. Ama emekçiler için, halk için
işsizlik büyüyor, pahalılık artıyor, borçlar kabarıyor, faturalar ödenemiyor.
İktidar emekçilere, çiftçilere, esnaflara, kadınlara, gençlere kısacası yoksul halka karşı
adeta ekonomik bir buhran yaratmış durumda.İktidar,göz göre göre ve sonucunu bildiği
ekonomik politikalarla emeği ucuzlatırken;işsizliği ve güvencesizliği arttırıp yaşam
koşullarını dayanılmaz hale getiriyor.
İktidarın bu ekonomi politikası ile bir avuç vurguncu, fırsatçı, rantçı kapitalist dışında
hepimiz kaybediyoruz. Biz fakirleşirken onlar zenginliklerine zenginlik katıyor.
Her gün gelen yeni zamlarla temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz olduk. Enflasyon, TÜİK’e
göre % 19,89 iken bağımsız araştırmacılara göre % 50 civarında.Kamu emekçilerinin,
işçilerin maaşları ve ücretleri enflasyon karşısında eridi ve erimeye devam ediyor. Asgari
ücret açlık sınırının altında kaldı. Ev kiralayamaz, kiraladığımızı da ödeyemez olduk. Bin
bir emekle büyüttüğümüz gençler barınacak yurt bulamıyor, mezun olanlar iş bulamıyor.
Başta gençler ve kadınlar olmak üzere işsizlerin sayısı 10 milyona yaklaşmış durumda.
Anayasasında sosyal-hukuk devleti yazan ülkelerde, oluşturulacak bütçeler ile toplumda
üreten emekçilerin çoğunluğu korunur.Ancak, ne yazık ki Türkiye’de yıllardır bütçeler
emekçilerden, halktan alınan vergilerin sermayeye-patronlara, yandaşlara aktarılmasının
bir aracı haline dönüşmüştür. Türkiye salgın süresince milli gelirine oranla kendi halkına
en az nakit desteği veren ülkelerden biri olmuştur. Dolaylı ve dolaysız vergilerle işçilerinemekçilerin patronundan daha yüksek oranda vergi ödediği bir ülke haline gelmiştir.
Toplumsal cinsiyete duyarsız, eşitsizlikleri artıran bütçede kadınların ekonomik
kaynaklara, kamusal hizmetlere, eğitime, sağlığa ve sosyal koruma haklarına eşitsiz erişimi,
bakım ve ev içi emeği ile çifte mesaisi bir kez daha göz ardı edilmektedir.
Bizim cebimizden alınanlar, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe değil, silahlanmaya ve
iktidarın destek beklediği silah tüccarı devletlere aktarılmaktadır.
Bizim cebimizden alınanlar, bir avuç yandaşın aldığı beş rakamlı üçer beşer maaşa, itibar
adı altındaki şatafata, yandaş vakıflara-cemaatlere aktarılmaktadır.
Oysa bütçe işçiler, emekçiler, işsizler, emekliler, küçük esnaf, çiftçiler, dar gelirliler, yani bu
halkın “geçinemiyoruz” diyen büyük çoğunluğunun nefes alması için kullanılmalıdır.
Mesele kaynak olmaması değil, iktidarın ve sermayenin tercihleridir. Bize olmayan
kaynaklar, silahlanmaya, savaşa, geçiş garantili yol ve köprüler ile hasta garantili şehir
hastanelerinin işletmeci yandaş müteahhitlere gidiyor. Bize para yok, ama silaha ve
patronlara var.
GEÇİNEMİYORUZ!
Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Bundan ötesi yok! Nefes alamaz hale geldik.
Yoksulluğumuzun, işsizliğimizin en önemli nedenlerinden biri öfkemizi, tepkimizi,
çığlığımızı duyuramamak… Bu sessizliğe artık yeter demeliyiz! Emekten,
Barıştan,Ezilenlerden ve Demokrasiden yana olan güçler olarak, sesimizi daha da
yükseltmek, ses olan her yerde sese ses katmalıyız.
➢ İktidar derhal istifa etmeli, erken seçim kararı alınmalıdır.
➢ Çok Acil ve Asgari Olarak, çalışanların ücretlerine son beş yılda yaşanan kayıpları
telafi edecek zam yapılmalıdır.
➢ İstihdamı artıracak acil önlemler alınmalıdır.
➢ Asgari ücret Ocak ayı beklenmeden, insanca yaşayacak bir tutara çıkarılmalı,
vergiden muaf tutulmalıdır.
➢ İşçi ve memurların vergi dilimi %10’da sabitlenmelidir.
➢ Temel tüketim ürünlerinden vergi alınmamalıdır.
➢ Mal ve hizmetlere son iki yılda yapılan zamlar geri çekilmeli, denetim sağlanmalıdır.
➢ Elektrik, doğal gaz ve suyun bir kısmı devlet ve belediyeler tarafından
karşılanmalıdır.
➢ Herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmaması şartıyla “temel gelir
güvencesi” verilmesi için bütçeden kaynak ayrılmadır.
➢ Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son
verilmelidir.
➢ Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan pay acilen artırılmalıdır.
➢ Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe hayata geçirilmelidir.
➢ Toplumsal barışı sağlayacak acil demokratik adımlar hayata geçirilmelidir. Evrensel
sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu
pazarlık sistemine geçilmelidir.
Kısacası bu ülkenin işçileri, emekçileri olarak yarattığımız değerlerin, oluşturduğumuz
kaynakların insanca bir yaşam, insanca çalışma koşulları ve iş güvencesi, parasız kamusal
hizmet olarak geri dönmesini istiyoruz.
Gelirde adalet, vergide adalet istiyoruz.
ZAMLARA ve HAYAT PAHALILIĞINA KARŞI HAYKIRIYORUZ !
İŞSİZLİĞE ve YOKSULLUĞA HAYIR DİYORUZ!
EMEKTEN ve HALKTAN YANA EKONOMİK POLİTİKALAR İSTİYORUZ!
NARLIDERE DEMOKRASİ PLATFORMU

alevinet12/İzmir 

ELİF KELEŞ O.

- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

EN SON EKLEN YAZILAR