Ortadoğu’dan Çin’e, karanlık tablolar…

Post date:

Author:

Category:

Array

  Jean-Luc Godard dört dörtlük darbeci bir yönetmen. Filmlerinin içeriğiyle olduğu kadar, günlük davranışlarıyla da devrimci bir sinema cambazı. İlk darbesini 50 yıl önce festivalin iptal edilmesine katkıda bulunarak başarıyla gerçekleştirmişti. Bugün, ateşi küllenmeyen devrimci tutumunu, sanal alemin nimetlerinden yararlanarak sürdürüyor. Darbelere hedef olan liderleri örnek alırcasına, canlı telefon bağlantılarıyla karşı taaruzza bile geçiyor. Uzun yıllardır ayak basmadığı festivalde yine Altın Palmiye için yarışan “Görüntü Kitabı” (Le Livre d’image) için düzenlenen basın toplantısına, görüntülü telefon bağlantısıyla katılıveriyor. “Nelerin yapıldığından çok, nelerin yapılmadığı önemlidir. Nelerin yapılmadığıyla ilgili bir film yaptım…” diyor.   Dünya sinemasının birçok yanıyla ‘lanetli dedesi’ Jean-Luc Godard(1931), deneysel sinemanın en heyecanlı en ‘genç’ ustası aynı zamanda. Yeni teknolojileri kullanmakta da çok becerikli. Üstelik, sadece biçimsel düzeyde değil, keskin eleştirel yaklaşımında da yenilikçi.   Elindeki oyuncağı parçalayarak içinde ne olduğunu, nasıl çalıştığını anlamaya çalışan hınzır bir çocuk gibi, yıllardır kamerasını kurcalayıp durmakta. Merceklerini, filtrelerini çekip çıkardıktan sonra farklı yerlere yeni parçalarla birlikte monte ediyor sanki. Ezip büzdüğü, renkleriyle oynadığı, kontrastlarını keskinleştirdiği görüntüleri yeni teknolojinin getirdiği olanaklarla montaj masasında iyice yoğurarak özgünleştiriyor. Ödünç görüntülerden, eski film alıntılarından da yararlanırken, ‘anlattıklarının’ izini sürmekte zorlanan izleyicisinin kafasını, kendi boğuk sesiyle kesik kesik verdiği ‘açıklamalar’la iyiden iyiye karıştırmaktan da ayrıca haz duyuyor. Sinema temelde bir manipülasyonsa, alın size manipülasyonun en şeffafı, der gibi, klasik sinema anlatımına bağımlı seyirciyi bunaltıyor… Yine de bırakıp çıkamıyor salondan izleyici. Geçmişten, bugünden, savaştan, diktatörlerden, Arap dünyasından, Ortadoğu gerçeklerinden, insanoğlunun varoluşçu sarmallarından ve kötülük etme içdürtüsünden, daldan dala atlayarak dem vuruyor. Ucu bucağı olmayan genel tablonun parçalarını durmadan etrafa dağıtan yaramaz çocuk edasıyla … Ancak, bu puzzle gerisinde ciddi bir genel tablo var. “Görüntü Kitabını” defalarca izledikten, dinledikten, ve okuduktan sonra ortaya daha net çıkacağını duyumsadığınız karanlık bir tablo bu…   Günün ikinci Altın Palmiye adayı Jia Zhang-ke (1970) de aynı karanlık tabloya çok farklı bir çeşitleme getiriyor. Rahat anlatımıyla parçaları kolaylıkla yerli yerine oturan bir tablo bu. Kara film türündeki “Jiang Hu Er Nv”, küresel liberal yarışta başa güreşirken binlerce yıllık kimliği yozlaşan Çin’den gerçekçi yaşam kesitleri sunuyor yine. Sevgi, bağlılık, dürüstlük, dayanışma ruhu gibi temel değerleri, yeni barajların yükselen suları altında kalan tarihi kentler gibi yok olan insanların çaresizliğini anlatan Zhang-ke, bu kez daha da karamsar. Sevdiği çete liderini kurtarmak için beş yıl hapis yatmayı göze alan genç kadın, özgürlüğüne kavuştuktan sonra bir dizi düşkırıklığı yaşar. Hızla yozlaşan toplumsal ve bireysel ilişkiler ağını yeniden örmeye çabalaması nafiledir… Bu hüzünlü tablo, çok başarılı bir yorum sergileyen Zhao Tao’nun sessiz donuk bakışlarının derinliğinde tüm dehşetiyle, en ince ayrıntılarına dek somutlaşıveriyor.

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR