Sürgün, şiddet ve emek sömürüsüne karşı koymanın öyküsü

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

 Varto’dan Bursa’ya çocuk yaşta göçe maruz bırakılan Filiz Tural, 20 yıl sonra aynı özlemle memleketine dönerek yeni bir yaşam kurdu. Sistematik şiddet gördüğü erkekten boşandıktan sonra ilçeye yerleşen Tural, “Kadının yaşamı güzelleştirecek gücü var” dedi.

Muş’un Varto ilçesinden Bursa’ya dayanan sürgün ve özlem dolu bir öykü Filiz Tural’ınki. 20 yıl önce lise öğrencisi olduğu sırada gözaltına alınıp sık sık tehdit edilmesi üzerine köyünü, okulunu yarıda bırakmak zorunda kalarak kendini göç yaşamının içinde bulan Tural, yıllar sonra aynı özlemle doğduğu topraklara geri dönerek işini kurdu.
Tural açtığı “Helin Roj” isimli kuaför dükkanıyla kendi gibi onlarca kadına ilham kaynağı oluyor.
ŞİDDETE KARŞI KOYDU
2013 yılında evli olduğu erkekten gördüğü şiddet dolayısıyla şimdi biri 21, diğeri ise 13 yaşında olduğu 2 çocuğunu alarak Bursa’dan İstanbul’a gitmek zorunda kalan Tural, ölümü göze alarak evden ayrılır. Kendi deyimiyle “Aylarca kelle koltukta yaşadım” diyen Tural, boşanmak istediği erkeğin şiddet, hakaret ve tehditlerine karşı ayrıldığı eve bir daha geri dönmez. 2 yıl boyunca hem boşanma davasını sürdüren hem de yanına aldığı çocuklarına bakabilmek için birkaç işte birlikte çalışan Tural’ın evli olduğu erkek ise peşini bırakmayarak silah zoruyla çocuklarını elinden alır. İki kızı Bursa’ya götürülen Tural, uzun süre çocuklarını göremez. İstanbul’a giderek boşanma kararı alan Tural, bu kez çocuklarını alabilmek için Bursa’ya döner ve küçük kızını alır. Büyük kızı halasının yanında kalsa da Tural, küçük kızına kavuşur. Kendi hikayesine özgürlüğü, göçü ve en çok memleket özlemini sığdırdığını anlatan Tural, “Ben öldürebileceğim ihtimalini göze alarak o evden çıktım, artık beni hiçbir şey yıkamaz” dedi.
ÇOCUK YAŞTA ÇALIŞMA HAYATINA ATILDI 
Kuaförlüğe çırak olarak başladığını; ama zamanla kurslarına giderek belge aldığını ve azimle yapabileceği bir meslek edindiğini belirten Tural, 90’larda göç etmek zorunda kaldığı Bursa’daki yaşamını şu sözlerle anlattı: “O dönem çok fazla baskı vardı üzerimizde. Doğup büyüdüğüm topraklardan göç etmek zorunda kaldım. Eşim Bursa’da doğru düzgün çalışmıyordu, bunun üzerine ben de 17 yaşımda fabrikalarda çalışmaya başlamıştım. Okulum da yarım kalmıştı. Oraya gidince koşullar çok daha ağır oldu. Ben, eşim ve ailesi bir gecekondu da kalıyorduk. Sonra eşim hastalandı. Varto’dayken birlikte gözaltına alınıp işkenceye uğramıştık. O gördüğü işkencelerden dolayı 1 yıl hastanede yattı. Ben o dönem gündüz çalışıp gece gidip onun yanında kalıyordum. Sonra iki kız çocuğum oldu. Hem onlarla hem de işle ilgilenmeye çalışıyordum.”
EVLİLİĞİ SÜRESİNCE ŞİDDET GÖRDÜ 
Evli kaldığı erkekten 17 yıl boyunca sistematik olarak fiziki ve psikolojik şiddet gördüğünü dile getiren Tural, “Eşim şiddet uyguluyordu, benim de iki küçük kızım vardı ve dayanmam gerektiğini düşünüyordum. Bir gün düzelecek, bitecek umudu taşıyordum. Hep kendimi kandırdım. Kuaför olmak biraz yurtdışındaki ablamın ısrarı üzerine oldu. Bursa’da ihtiyaçtan dolayı bir güzellik merkezinde çalışıyordum. Ablam o zaman sık sık beni arayıp ‘kendine bir meslek edin, orada işi öğren. Bak okulunu da yarım bıraktın’ diyordu. Sonra kafama yattı. Orada hem işi öğrenmeye çalışıyordum hem de okuluna gidip eğitimini aldım. Doğum yapıncaya kadar devam ettim” dedi.
Meslek öğrenmenin kendisi için bir zorunluluk olduğunu dile getiren Tural, “Evliliğimin de sürmeyeceğini biliyordum, o yüzden kendi ayaklarım üzerinde durmam gerekecekti. İşten çıkar çıkmaz bizim orada Demokratik Alevi Derneği (DAD) vardı, onların yanına gidiyordum. Bir çalışma varsa muhakkak katılmaya çalışıyordum. Eşim bundan dolayı da çok baskı yapıyordu. Ama ben yine de bir şeyler yapmak istiyordum” ifadelerini kullandı.
GECE GÜNDÜZ DEMEDEN ÇALIŞTI 
2013 yılında aldığı boşanma kararına evli olduğu erkeğin tepki gösterdiğini; ancak bir gün iki çocuğunu  alarak İstanbul’a ağabeyinin yanına gittiğini belirten Tural, “İş bulup çalışmaya başladım. 2 aydan sonra ev tuttum. Çocukları okula yazdırdım ve iyi kötü yeniden bir düzen kurduk. Sonra eşim silahla geldi çocuklarımı benden aldı. Çok zorlu bir süreç yaşadım. Mahkeme bir buçuk yıl sürdü, neyse ki boşandık. Çocuklarımın da velayetini almış olmama rağmen eşim çocuklarımı göndermiyordu. Ben de küçük kızımı babasından almak için oraya gittim. Kızımı kaldığı akrabasından alarak yanıma getirdim. Büyük kızım Helin orada kalmaya devam etti, okulu vardı halasının yanında kaldı bir süre. İstanbul’da iki yıl geçirdim. Gündüz bir işte akşam başka bir işte çalışıyordum” dedi.
YILLAR SONRA TOPRAKLARINA DÖNDÜ 
İstanbul’da çok ağır emek sömürüsüne maruz bırakıldığını dile getiren Tural, içinde bulunduğu şartlara daha fazla dayanamadığını söyledi. Sürgünde geçirdiği dönemlerde ve hayalini kurduğu dükkanı açmak için Varto’ya dönme kararı aldığını dile getiren Tural, “Doğup büyüdüğüm topraklarda dükkan açmak hayalimdi. Buraya dönünce aileme de anlattım, onlar da maddi manevi destek oldu. İki kızımın adını verdiğim bu dükkanı açtım. İki yıldır burada yaşıyorum. Hani insan bir yere kendini ait hisseder ya, ben de kendimi buraya ait hissediyorum. Burası her şeyimi yaşadığım, çocukluğumu bıraktığım yerdi.  Mesela biz orada arkadaşlarımızla konuşurken ne zaman köy deselerdi ben hep ağlıyordum. Köyden gelen çökeleği önce koklar sonra yemeye başlardık. Öğrenciyken köyde kuzuların önünde nasıl kitap okuduğumuzu, onlarla oynadığımız uzun uzun söz ederdik. Her anını burayı yaşayarak geçiriyorduk. Keşke kimse bırakmasa toprağını suyunu…” diye konuştu.
‘ÖLÜM KORKUSUYLA YAŞADIM’
Boşanma kararını ölümü pahasına aldığını belirten Tural, “Her günüm ölüm korkusuyla geçti, bir kerede o korkuyu yendim. Ondan sonra ben bu zulüm ve acı dolu hayatı göze aldıysam ‘beni artık hiç bir şey yıkamaz’ diyordum. Ben boşandığım eşime, ‘Sen beni kessen de doğrasan da ben dönmeyeceğim’ dedim.  Hatta sokakta yatıp kalkmayı bile göze almıştım. Çünkü öbür türlüsü her gün yaşanan bir ölüm hali, ben her gün ne zaman öldürüleceğim korkusuyla yaşadım” dedi.
‘KADINLAR CESARETLİ OLMALI’
“Bir kadının nasıl bir güce sahip olduğun yaşayarak test etmiş biriyim” diyen Tural, hep kadın gücünün ne kadar değerli olduğunu anlattığını söyledi. Bir kadın istediği ve iradesinin farkına vardığı takdirde yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını ifade eden Tural, şöyle devam etti: “Bir kadın karar verirse sadece kendi hayatını değil, bütün dünyayı etkileyecek etkiye sahiptir. Kadının yaşamı güzelleştirecek gücü var. Filiz’in yaşadığı bireysel bir durum değil, bu yüzlerce kadının saplandığı bir çıkmazdır. Kadınların üzerinde baskı unsuru yaratan ve onu ikinci plana iten feodaliteyi erkek egemenliğini görmek gerekiyor. Kadınlara kendi topraklarının ne kadar değerli olduğunu söylüyorum. İstersek bir avuç toprakta bile yaşamı ne kadar güzelleştireceğimizi ve kimseye muhtaç olmadan yaşayacağımızı anlatmaya çalışıyorum.”
“Mesela kadınlar kendi toprağında hayvanını besleyerek ürettiklerini ortak komünal bir pazar kursa ne güzel olurdu” diyen Tural, kadınların kendi güçlerine inanması gerektiğini aksi takdirde ölümden daha beter bir yaşamdan kurtulamayacaklarını söyledi.  Tural, “Kadınlar birbirinin hayatına baksın, muhakkak cesaret alacağımız birileri vardır” dedi.
MA / Nimet Ölmez 
- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR