Öztürk ve Temelli: Direnişi örgütleme ve ayağa kalkma zamanı!

0
135

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Ankara’daki Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 10. Genel Kurulu’nda konuştu.

ÖZTÜRK: TIKANDIKLARI ZAMAN KAN DÖKÜYORLAR

Öztürk, kapitalist modernitenin sıkıştığını belirterek, halkların kadınlar öncülüğünde Latin Amerika’da, Rojava’da duruşlarını ve isteklerini sokaklarda dile getirdiklerini belirtti. Öztürk, “Bugün faşizm, Kürt halkı üzerinden yürütülüyor. Bugün sadece Rojava ve Kuzey değil, Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkı üzerinde düşmanlıklarını sürdürüyorlar. Yüz yıllardır bu yoldalar. Kapitalizm tıkandığı zaman, kan döküyor, tutukluyor. Bugün de aynısını yapıyor. 5 yıldır bu zihniyet devam ediyor. Erdoğan, Türkiye’yi kendisiyle birlikte uçurumdan düşürmek istiyor” dedi.

‘SAYIN ÖCALAN ALTERNATİF OLUŞTURDUĞU İÇİN…’

Öztürk, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekerek, “Sayın Öcalan’ın üzerinde tecrit derinleşiyor. Neden derinleşiyor? Çünkü Sayın Öcalan alternatif oluşturdu. Sayın Öcalan’ın alternatifi şu anda Rojava’da yaşam buldu. Rojava’daki halklar, ‘Ben’ demiyor, ‘Biz’ diyor. Bizler Türkiye’de direnişimizi, örgütlülüğümüzü sağlayacağız. Sayın Öcalan’ın tecrit altında olması gerçekleri görmesindendir. Eğer HDK’de örgütlenirsek ve kendi üzerimizdeki tecridi kaldırabilirsek, Sayın Öcalan üzerindeki tecridi de kaldırmış olacağız. 2020 yılı Kürt ulusal birliği yılı yapmalıyız. Başka yolu yok. Ya özgürlük, ya özgürlük” şeklinde konuştu.

TEMELLİ: BU FİKRİYATI VAR EDEN ÖCALAN’I SELAMLIYORUM

Temelli, şunları kaydetti:
“Bir fikriyatın yoksa bir örgütünüz olmaz. Bir fikriyat ve paradigmamız vardı. O fikriyatı var eden Sayın Öcalan’a selam göndermek istiyorum. Bu fikriyatı 10 yıl boyunca örgütlemeye çalıştık. Eksiklerimiz, eleştiri vereceğimiz konular var. 10 yıl boyunca direndik. Geride bıraktığımız 10 yıl, direnişimizle anılacak bir 10 yıldır. Kapitalizm giderek artan emek sömürüsü, giderek artan doğa talanı ve kendisine direnen halkları imha etmek üzere var olabilir. Öyle de yaptı, tıkandı. Bu geride bıraktığımız 10 yıl kapitalist modernitenin yeni bir eşikte yani post-faşizm dediğimiz eşikte kendisini ördüğü bir 10 yıl oldu. Dolaysıyla bizler de faşizme karış direnişi örgütledik, direndik ve bugüne geldik.

‘SAVAŞ ÜRETİYORLAR’

Türkiye de dahil tüm Ortadoğu coğrafyasına baktığımız zaman post-faşist dönemi, otoriter rejimleri izliyoruz. Bugün Şangay, Pekin, New York, Washington, Londra, Berlin, Paris’e baktığınızda orada kapitalist modernite kendisini yeniden üretirken, borsalarında kendisini yeniden üretirken, Ortadoğu’nun kan pazarından besleniyor. Kapitalist sistem, geride bıraktığımız sol ve sağ versiyonuyla bir savaş üretim ekonomisi var etti. Tüm dünya ekonomisinin yüzde 80’ini G7’ler kontrol ediyor. Bu G7’lere Çin ve Rusya’yı dahil ettiğiniz de dünya ekonomisini yüzde 90’ını bu 9 ülke kontrol ediyor. Kontrol ediyor dediğimiz nedir? Sömürüyor. Sömürüsünü devam ettirebilmek için sistem kendisini koruyabilmek ve var edebilmek için halklara savaşı, zulmü dayatıyor. Tüm kan pazarının coğrafyası da kuşkusuz Ortadoğu’dur.”

‘DİRENİŞİ ÖRGÜTLEME ZAMANI’

Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdi hep beraber bu direnişi örgütlemek ve ayağa kaldırmak zamanıdır. Ortadoğu’da yaşananlar, Türkiye’de yaşananlar tesadüf değildir. Hiçbir şey tarihte tesadüfü olarak ortaya çıkmaz. Biz buna hazırlıklı olmak durumundayız. Geride bıraktığımız 10 yıl, önümüzdeki 10 yılın nasıl gelişeceğini gösteriyor. Geride bıraktığımız 10 yıl, uzun bir yıl oldu ama önümüzdeki 10 yıl o kadar uzun olmayacak. Ve kapitalizm bu krizinde çürürken, kuşkusuz şiddetini, savaşını da yükseltecek. O zaman savaşa karşı bu şiddeti karşı örgütlenmeliyiz.
Bir paradigmamız var dedik, bir hayalet dolaşıyor Ortadoğu’da dedik. Ortadoğu’da konfederalist akılla, yeni bir enternasyonalin, yeni bir enternasyonal çağın kapısı aralanırken kongremize düşen de bunun örgütlülüğünü olduğu her yerde var etmektir. Yola çıktığımızda çok daha yerel bakıyorduk. Çok daha kendi çeperimizde düşünüyorduk. Şimdi önümüzdeki dönemde daha çok küresel bakmak zorundayız. Tüm halkları, sadece çeperimizi değil, ötesinde tüm dünya halklarını bu yeni siyasete, siyasetin toplumsallaşmasına ve bu siyasetin iktidar olmasına çağrı yapmalıyız. Bu örgütlülüğü var ederek yol alabiliriz. Direnerek geldik, şimdi toplumu örgütlemek ve daha ötesinde dünyayı değiştirmek zamanıdır. İnanıyorum ki bunu hep beraber başaracağız.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here