Alevi toplumu yeniden kendi değerleriyle tanışma fırsatı yakaladı.

Post date:

Author:

Category:

 

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kurucu eski  genel başkanı Servet Demir  Alevinet’in sorularını cevaplandırdı.

ELİF KELEŞ 0.

Biraz kendinizden bahsedermisiniz?

Servet Demir; 1956 yılında, Sivas Koçgiri bölgesinde, Alevi ve Kürt bir ailenin çocuğu olarak Yağmurlu Seki köyünde doğdum ve 7-8 yaşına kadar köyde yaşadım. Yürümeye başladığımdan beri çalışmaya başladım. İlkokul, ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudum ancak ilkokula başladığım zaman türkçe bilmiyordum. Bu süreçte bir sürü zorluklarla karşılaştım. Daha sonra başarılı bir öğrenci oldum ve ardından yüksek öğrenimimi tamamlamak için Fransa’ya gittim. Ailem ilk yıl yeterli olmasa da ekonomik katkıda bulundu. Daha sonra hem çalışıp hem de öğrenimime devam ettim. Bu süre zarfında Fransa’da öğrenci hareketlerinde yer aldım. Bunun yanı sıra Fransa’da Türkiyeli Göçmen topluluğu içerisinde örgütlenme , sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulundum. Fransa Türkiyeli İşçi Birlikleri Federasyonu kurusucu ve genel sekreterliğini yaptım ve ek olarak ayrıca Fransız Komünist Partisi’nin Türkiyeli’lere yönelik çıkardığı “İşçinin dostu” isimli aylık olarak çıkan gazetenin editörlüğünü yaptım. Türkiyeli işçilerin sınıf temelli sendikalaşması için CGT sendikasının konfederasyonun çalışmalarında bulunduktan daha sonra Fransız Komünist Partisi’nin faaliyetlerinde yer aldım. Uzun süren üniversite öğrenimimin sonrasında doktora tezimi bitirdim. Özellikle 1980 askeri darbesinden sonra Türkiye’ye yönelik dayanışma etkinliklerini ve faaliyetlerini sürdürdük. Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan politik göçmenlerle de dayanışma içerisindeydik.

Alevi Hareketlerine ne zaman katıldınız ve hangi görevlerde bulundunuz?

1993 öncesi Alevi hareketinden doğru gelen yoğun talepler üzerine bu örgütlenmenin içerisinde yer aldım. Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kurucu genel başkanlığını yaptım ve 8 yıl aktif olarak görev aldım. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu kurucularından biri oldum ve genel sekreterliğini yaptım ve Türkiye’de Alevi Birliği Federasyonu kurulmasında aktif olarak yer aldım. Türkiye ve Avrupa hareketlerinin birliğini güçlendirmek ve ortak projeleri gerçekleştirmek için yürütme kurulunda bulundum.

Alevi Hareketindeki zamanla olumlu ve olumsuz bulduğunuz işler nelerdir?

Birincisi; tarihsel olarak baktığımızda kapalı köy yaşamını sürdüren alevi toplumu örgütlenmesi ocak, dergâh, pir ve talip ilişkisi içerisinde yaşamını idam ediyordu. İç ve dış göçün gerçekleşmesi ile birlikte bu yapılar işlevini istenilen düzeyde yerine getiremez oldu. Özellikle 1993 yılındaki Madımak katliamından sonra alevi toplumu kendi sorunlarını aşmak, yeniden var olmak ve rızalık çerçevesinde; barış, demokrasi, özgürlük ve dayanışma şiarları için kendi öz örgütlenmesini sürdürme gerekliliğini gördü. Çünkü hem sağ ve sol örgütlenmelerde hem Türkiye devletinde ve bölge de; en temel hak mücadelesinde alevi sorunu kabullenilmedi. Sol hareketler ise kaba ve ateist yaklaşımlarda bulundu. Çözüm üretme ve sahiplenme yerine ötekileştirmeyi seçti. Türkiye’deki aydınlar da soruna yönelmedi ve bu nedenle Alevi toplumu kendi öz gücüne dayalı örgütlenmesini başlattı. Bu modern örgütlenme sayesinde kentsel koşullarda yeniden var olma sürecini başlatılmış oldu. Alevilik kimliği tanınır hale geldi. Devletler düzeyinde Alevilik sorunu görünür ve tartışılır oldu. Alevi talepleri doğrultusunda kitlesel ve kültürel etkinlikler gerçekleştirilirken, Alevi toplumu yeniden kendi değerleriyle tanışma fırsatı yakaladı. Zayıflıklar ise devasa Alevi sorunu çözümünde yeterli örgütlenme modelini ortaya çıkaramadı. Halihazırda var olan kurumları ise de döneme uygun gerek kadro gerekse kurumsallaşma yönünde yeterli düzeye ulaşamadı.

Alevi örgütlerinin önündeki işler neler olmalıdır?

Alevi toplumu ve örgütlenmesi sorunun çözümüne yönelik alevi hareketi yeniden tasarlanmalı; dergahlar, tekkeler günün koşullarına uygun olarak yeniden işleve kavuşturulmalıdır. Alevi belleğinin tarihsel süreçte ortaya çıkarılmasını sağlamak, yeni perspektifler sunmak için alevi aydınlanma hareketini oluşturmalıdır. Sanatsal ve edebi düzeyde estetik değerlerimizi hem alevi toplumuna hem de genel olarak insanlığa sunmak için bu alanda ciddi bir yapılanmaya gidilmelidir. Türkiye ve uluslararası düzeyde çalışmaları yürütmek için bir diplomasi girişiminde bulunulmalı ve böylece Alevi sorununun çözümüne katkıda bulunmak için ulusal ve uluslararası platformlarda Alevi çözümüne yönelik girişimler başlatılmalıdır. Var olan modern Alevi örgütlenmesi yeniden yapılandırılarak yapısal bir değişime uğratılmalı ve birlik sürecini başlatmalıdır. Modern Alevi hareketi kendi içine kapalı bir kirpi duruşu yerine; ulusal ve uluslararası düzeyde barış, demokrasi, özgürlük, halkların kardeşliği ve doğanın korunması için diğer toplumsal hareketlerle örnek olmalı ve bu değerler için mücadele etmelidir. Son olarak da insan yönünde ise alevi toplumu kendisini diğer inançlara göre kendini tanımlamak yerine kendi inançsal değerlerini ortaya çıkarmalı ve topluma taşımalıdır.

Alevi örgütlerinin siyasetle ilişkilenmeleri nasıl olmalıdır?

Alevilik öğretisi rızalık çerçevesinde zaten politiktir ve hak, adalet, eşitlik, dayanışma ve rızalık bizim temel değerlerimizdir. Bu değerlere sırtını dönük bir Alevi hareketi düşünülemez. Evrendeki var olan bütün canlılara saygı temeli ile yaklaşan Alevi öğretisi; salt insan merkezli bir öğreti değildir. Tüm canlı varlıkların birliklerine inanır ve onların ortak uyumlu gelişmesini savunur. Politika da bu süreçlere çözüm üreten bir kuraldır. Onun için siyaset; Aleviler için gereklidir. Burada temel olan Alevi hareketinin kendi bağımsızlığını korumasıdır. Ne devletlerin ne diğer siyasi inançların ne de diğer siyasal akımların etkisi altına girmemelidir. Eşit paydada yukarda belirttiğimiz değerler için siyasi mücadelesini yürütmeli ve bu değerleri paylaşan diğer siyasi aktörlerle müsaip olmalıdır.
Sizce Türkiyede Alevilerin sorunu olarak belirtilen sorunların çözümü nasıl olur?
Alevilik sorunu salt Türkiye temelli bir sorun değildir. Türkiye’nin de dahil olduğu bölgesel ve uluslararası bir sorundur. Bu anlamıyla alevi hareketi alevi sorununa yaklaşırken kendisini coğrafi bakış darlığından kurtarmalıdır. Alevilik öğretisine sahiplenen topluluklar değişik ülkeler de ve kıtalarda yaşamaktadırlar dolayısıyla sorun bu bölgelerde iç bir soruna dönüşmüştür. Burada temel olan değişik bölgelerdeki alevi topluluklarıyla tanışmak birlikte çözüm önerilerini üretmek olmalıdır.

Asimilasyon politikaları ne zamandan beri aleviler için uygulanmaktadır?

Asimilasyon egemen bir politik yaklaşımdır ve yaşamın bütün alanını kapsamaktadır. Dolayısıyla Aleviler değişik devletler ve krallıklar tarafından asimilasyona maruz kalmışlardır ki bugün de bu devam etmektedir. Burada önemli olan kendine benzetme yerine, devletlerin veya egemen güçlerin olguyu kabullenmeleri, birlikte yaşam için eşit yurttaşlık temelli çözüm üretimi olmalıdır. Bu haksız asimilasyon politikaları ile yüzleşmeli, çözüme yönelik odaklanmalı, Alevi toplumu da bu egemen anlayışları eleştirerek sınırlamamalıdır. Çünkü sorunun çözümünde Alevi toplumu bir taraftır ve çözüm yollarını bulmada sorumludur.

Türkiyenin en büyük sorunları nelerdir?

Türkiyenin 2 temel sorunu vardır: ilk olarak Kürt sorunu diğeri ise Alevilik sorunudur. Belirttiğim gibi 2 sorun da sadece Türkiye’de sınırlı değildir. Eşit yurttaşlık temelli yaklaşarak ve olguları kabul ederek tarihsel bir yüzleşme gereklidir. Toplumlarda birlikte yaşam için gerekli duygu ve hassasiyet bulunmaktadır. Çözümün anahtarı ise demokrasidir, özgürlüktür, barıştır. Bu dönemde 18 yılı aşkın AKP iktidarında toplum atomilize edildi, demokrasi rafa kaldırıldı; rant, talan, soygun ayyuka çıktı. Uluslararası düzeyde Türkiye yalnızlaştırıldı ve asli görevi yurttaşlara hizmet etmek olan devlet; bugün karanlık mafya vari oluşumlarla iç içe geçmiş oldu. Ne yazık ki bu oluşumlar Türkiye’ye hiçbir zaman ferah getirmedi, çözüm üretmedi; bunun yerine insanlar katledildi, farklı toplumsal kesimler dışlandı, onlara yönelik katliamlar gerçekleştirildi. Bu anlamda devletin şeffaflaşması; vatandaşa eziyet eden değil hizmet eden, hukuki ve yasal düzenlemelerle demokrasi temelli bir kuruma dönüşmelidir.

Servet Demir

12/06/2021

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR