Bireysel Faşizmin Biz Neresindeyiz?

ÖNCÜ GÜNEY

“Faşizm düşen bombalarla başlamaz, iki insan arasındaki ilişkide başlar.” Ingeborg Bachman

Sistemi faşizm olan ülkelerde birey kendisindeki özellikleri nasıl kaybeder?

Yaşadığım ülke ve içinde bulunduğum kent yaşamı bunları kendimde sorgulamayı ve sizlerle paylaşmayı öngördü.

Son zamanlarda yok olan değerler sistemimizdeki kaos, karmaşa ve çevremizde gözlemlediğimiz dezenformasyonların karşılığı olarak toplumsal çürümüşlüğü bize işaret etti. Birey böylesi ortamlarda hayal etme, düşünme ve gerçekleştirme yeteneğini kaybeder. Duygu durumunda mutsuzluğunun asıl kaynağı ise karşılık görememe, iyi niyetinden irrite olma, bugüne kadar bireyin kendisine kazandırılan öğretilerin doğruluğuyla toplumsal yansımanın eşit ölçütlerde olmadığı gerçeğiyle yüzleşme halidir. Kişinin yaşadığı topluma güvensizliği ve aidiyet duygusunu geliştirememe durumu olarak da gözlemlenebilinir.

İşte bütün bu duygu durumlarıyla hemhal olmuş ben uzaklaşırken hayatın aktığı yer olan sokak bütün gerçekçiliğiyle öğretmenlik yapar bize ve iyi bir anlatıcıdır. Sokak acılarımızı, kayıplarımızı bize romantize etmez. Onu en iyi okuyanlar etrafında olup bitenlere tanı koyabilenlerdir. Çürümüşlüğün bir toplumda kabul görmüş hali bireysel faşizmi tetikler. Bireysel faşistler toplum içinde mühimmatlı gezenlerdir. En çok kendi patlayıcılarını fikirlerinize ve kalbinizin ortasına yerleştirirler. Bunların etrafımızda örgütlü halleri vardır. Durum ve tutumları asla sektirmez, duygu durumlarında gece ve gündüz eşitliği bulunmaz. Samimiyetten, sahicilikten, gerçeklikten uzaktır yaşamları. Sizi sevmezler. Açık yaralarınızı kendi aralarında kurtlarlar. Sorgular, sizden kötü bir kumaş çıkarmaya çalışırlar.

Bunların özel duygu durumları asla masumiyet içermez. Bir adım durak ötesinde “pardon” deyip geçip gidenler gibidir. Kibiri boyu kadar olup sahici olamayanlar özellikle bunları aşk ve devrimin yükselen çığlıkları içinde bulabilirsiniz. Şaşırma ancak unutma: sevdandan, masumiyetinden inancından geriye kalanları çamura yatıranlar yani yozlaştıranlar.

İnandığımız değerleri sahiciliğimizle koruyamadıysak insan mutsuz, insan gergin, insan tedirgin duygulara teslim olur. Kimler kimlerin vicdanında bunları çitiler bilinmez ama sen yine de tükenme.

Birkaç dost bul, halaya dur. Nasıl yenildim deme, ne öğrendim de. Kalbini güneşe asanlardan ol. Tükenme.