İçeride ve Dışarıda İnsan Hakları İhlallerine Son Verilsin

Mehmet Sevinç adını duydunuz mu ; Manisa, Akhisar, Kocaeli, Darıca. Önce tek kişilik hücrede beyin kanaması dediler. Sonra hastane, ameliyat, yoğun bakım ,sonra ölüm haberi geldi. Sonrasında imam cenazeyi yıkamadı. Belediye araç vermedi. Ailesinin istediği yere değil de devletin istediği yere defnedildi. 28 yıldır içerde. Siyasi suçlu, tahliye olmasına 2 yıldan az bir süre kalmıştı. Oysa bir çok kanun ve yönetmelikte ya da insan hakları evrensel bildirgesinde ve de anayasamızda; içerde ve dışarda bütün bu konuları tanımlamıştır. Tüm insanlar için de geçerlidir. Anayasanın 17. Maddesinde herkesin yaşam hakkının korunmasının istenilmesi hakkına sahip olduğunu belirtirken, aynı zamanda 56. Maddesi de herkesin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkına sahip olduğunu belirtmiştir. Akhisar T Tipi Hapishanesi’nde 3 Nisan 2022 tarihinde gece 03.00 sıralarında kaldığı tek odalı koğuşta gardiyanlar tarafından baygın bulunduğu iddia edilen 63 yaşındaki Mehmet Sevinç Akhisar Mustafa Kirazoğlu Hastanesi’ne kaldırılıyor ve burada beyin kanaması geçirdiği gerekçesi ile ameliyat ediliyor. Ameliyat sonrası yaşamını yitirdiği, aileye askerler aracılığı ile bildiriliyor. Mehmet Sevinç yaşamını yitirmeden 2 gün önce tansiyon hastalığı nedeni ile Devlet Hastanesine götürülmüş ve hastane dönüşü karantina odasına alınmış sonrasında gardiyanların beyanına göre beyin kanaması geçirmiş ve yaşamını yitirmiştir. Sonrası daha da korkunç ve yukarda açıklamaya çalıştım. Yaşam hakkı, hiçbir ayrımcılığa mahal vermeden herkes içindir.

Peki son aylarda yaşananları duyduk mu ? Abdullah Boran, Sezer Alan, Sinan Kaya, Şervan Can Güde; Geçtiğimiz aylarda hapishanelerde yaşamlarını yitirdiler. İntihar sonucu, kalp krizi nedeniyle, hastalıkları sonucu… gibi gerekçeler bildirildi. Bazılarının ön otopsilerine avukatları alınmadı. Bazılarının ailelerine doğru düzgün bilgi verilmedi. Abdullah Boran gibi yaşlı ve hasta olan ve hapishanede tutulmaması gereken insanlar bırakılmadıkları için vefat ettiler. Bu eziyetler yetmiyormuş gibi bir de cenazeyi götürmek için araç vermediler ve definde sıkıntı yaşattılar. Hapishanelerdeki bütün ölümlerden yetkililer ve devlet sorumludur. Birçok ağır hasta mahpus kritik eşikte bekliyor. Kimisi yoğun bakımda, kimisi engelli ve tek başına yaşamını sürdüremiyor. Tedavi için götürüldükleri hastanelerde, birazcık kendine gelmeleri üzerine tedaviler yarıda bırakılarak hemen hapishaneye götürülmelerinin amacı nedir? Tekrar kötüleşecekleri bilinmesine rağmen ısrarla hapishanede tutulmalarının gerekçesi nedir? Soruları çoğaltmak mümkün. 15 Temmuz darbesi denildi, mahpuslara birçok yaptırım geldi. Pandemi denildi, birçok hakları ellerinden alındı ve tedavileri engellendi. Pandemi önlemleri bırakılmışken, mahpusların hakları hala verilmedi. Alınan bilgiye göre halen hapishanelerde 605’i ağır olmak üzere 1650 hasta mahpus bulunmaktadır. Hapishanelerden 2017’den bu yana 255 mahpusun cenazesi çıktığını da hatırlatmak isteriz.
Buradan yola çıkarak diyoruz ki; HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN İÇERDE ve DIŞARDA İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE SON VERİLSİN