Edebiyat sosyal bir gerçekliktir

Edebiyatla bir yaşamı ilişkilendirme uzun bir tarihe yaslanır.
Gerçekliğin alanı olarak ileri sürülen hayat ile düş, kurgu ve gerçekliği yeniden
Üretmeye denk düşen edebiyat arasında bağ kurnaya dönük girişimler.
Temelde ‘yaşamakta olan hayat anlatılmakta olan hayattan ayrılamaz,
Bu anlamda edebiyat ile hayatın ayrıştırılmasının aksine birleştirilmesi veya yakınlaştırılması gerekli.
1. Anadolu’yu kasıp kavuran yokluklar.
2. Toplum üzerindeki kesintisiz süren baskı ve kıyımlar.
3. Halkın üretiminin çeşitli adlar altındaki kaldırılamayacak ölçüde ağır olan vergiler yoluyla yağma ve talan edilmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan aşırı yoksulluk.
4. Sultanın kulları sayılan toplumun sürekli sonu gelmez seferlere götürülmesi ve gidenlerden birçoğunun gelmemesi.
5. tımarlı sipahilerin tımarlarının ellerinden alınması ve böylelikle geçim kaynaklarının kurutulması.
6. Adalet dağıtmakla yükümlü kadıların adaletsizliği ve başını alıp yürüyen rüşvet ve yolsuzluk.
7. Bitmek bilmeyen sıkıntılardan bunalan toplumun devlet idaresinden hoşnutsuzluğu
İşte tüm bunların sonucu başkaldıran Aleviler
Edebiyatla tarih yazmayı bilmişlerdir.
Yâr bî- perva Celali gibi hat kaldırdı baş
Memlekette fitne peyda oldu sultan bî haber
Bu nedenle üretmek lazım, okumak lazım ve en önemlisi haberdar olmak lazım…